Mehmet Akif's profileMehmet AkifPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    December 14

    Ödüllü güzel bir video...

     
    November 20

    Son sözler

    *Allahumme Er-Refik el-Ala (Allah'ım Yüce Dosta!) - Hz. Muhammed
    *Her şey sona erdi... (Consummatum Est) - Hz. İsa
    *Asıl ölüm, ilimden payını almayanlaradır. Faydalı ile faydasızı bilenler bilgi sâhipleridir. - Şeyh Edebali
    *Vur, korkak herif, sonuçta sadece bir adam öldüreceksin. - Ernesto Che Guevara
    *Vücudumda yaralanmamış yer yok. Gel gör ki, savaş meydanlarında yenilgi yüzü görmeyen Halid, yatağında ölüyor. Ayağa kalkar ve kılıcı üzerine doğrulur şöyle der: Erkekler kılıçları üzerinde ölürler. - Halid bin Velid
    *Demek böyle ölünürmüş...-Necip Fazıl Kısakürek
    *Beni göğsümden vurun. - Benito Mussolini
    *Lala, Lala! Bunca zamandan beri sen bizi kiminle biliyordun? Cenâb-ı Hakk’a teveccühümüzde bir kusur mu gördün?-Yavuz Sultan Selim Hân("Artık Allah'la olma zamanıdır." diyen yakın görevliye hitaben...)
    *Siyah bir ışık görüyorum. - Victor Hugo
    *Rabbimiz, beni kendi hazretine dâvet ediyor. Artık gitmek zamânıdır. Yâ Azrâil! Çabuk ol! Beni Rabbime çabuk kavuştur!-Hazret-i Mevlana
    *Komedi Bitti. - Ludwig van Beethoven
    *("Tanrı ruhunu affetsin" diyen papaza karşılık olarak) Neden olmasın? Ne de olsa kendi malı. - Charlie Chaplin
    *Kimse bana inanmayacağı için, gördüklerimin yarısını bile anlatmadım. - Marco Polo
    *Biraz dinleneyim. - Namık Kemal
    *İşte bu fena. - Peyami Safa
    *Bu müthiş harp beni bitirdi. - Franz Joseph Haydn
    *Çok zamandır şampanya içmemiştim. - Anton Çehov
    *Hadi oradan. Son sözler yeterince doğru söz söylememiş aptallar içindir. - Karl Marx
    *Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun Emperyalizm! - Deniz Gezmiş (Devrimci, 1972)
    *Bir merdiven çabuk bir merdiven getirin. - Nikolay Gogol
    *Allah memleketi korusun, millete zeval vermesin, haydi Allah'a ısmarladık. - Fatin Rüştü Zorlu
    *Mezarıma ne resim ne heykel ne de fotoğraf, hiçbir şey koymayınız. - Eugene Delacroix
    *Ah iyi olsam, terliklerimi giysem, şu odada dolaşsam, şu köşeye geçsem, resimlerimi yapsam. - Cemal Nadir
    *Haşa ben ölümden korkmuyorum. Çünkü ben Müslümanım. Her Müslümana yakışan da ölümü tebessümle karşılamaktır. Hakikaten ölüm ebediyet âlemine açılan ilk perdedir. - Muhammed İkbal
    *Her şey bitti, artık çok geç. - George Gordon Byron
    *Biraz daha ışık. - Johann Wolfgang von Goethe
    *Ya duvar kâğıdı gidiyor ya da ben. - Oscar Wilde
    *Ölmek kaderde var; yaşayıp köhnemek hazin,
    *Buna bir çare yokmu ya Rabbil alemin? - Yahya Kemal Beyatlı
    *Ben görevimi burada bitiriyorum. - Albert Einstein
    *Ölümün tadı, dilimin ucunda. Bu dünyadan olmayan bir şey hissediyorum. - Wolfgang Amadeus Mozart
    *Ağlayacak bir şey yok. - Konrad Adenauer
    *Suçsuzum. - Zülfikar Ali Butto
    *İskoç viskisinden martiniye geçmemeliydim. - Humphrey Bogart
    *Yüce tanrım ve ölümümün şahitleri: Filozof olarak yaşadım hristiyan olarak ölüyorum. - Casanova
    *İçeri girmeliyim, sis yükseliyor. - Emily Dickinson
    *Çalışmalarım olması gereken kaliteye erişmediği için Tanrıyı ve insanlığı gücendirdim. - Leonardo da Vinci
    *Herşey canımı sıkıyor. - Winston Churchill
    *Bu menenjit değil mi? - Louisa May Alcott
    *Hepiniz hoşçakalın. - Hart Crane (ABD’li şair, 1912, intihar etmek için gemi güvertesinden atlarken)
    *Sıkıldım, sıkıldım. - Gabriele D’Annunzio (İtalyan yazar, 1938)
    *Ölmek dışında hiçbir şey istemiyorum. - Jane Austen (İngiliz yazar)
    *Çek ellerini omuzumdan, debelenme! - Sir William S. Gilbert (İngiliz libretto yazarı, 1911, Havuza düşen bir kızı kurtarmaya çalışırken kalp krizi geçirir)
    *Yakın ışıkları. Eve karanlıkta gitmek istemiyorum. - O' Henry (ABD'li öykücü, 1910)
    *Çok güzel, yarın onu yukardakilere anlatırım. - Alfred E. Housman (İngiliz şair, 1936, doktorunun anlattığı fıkrayı dinledikten sonra)
    *Kimse anlamıyor mu? - James Joyce (İrlandalı yazar, 1941)
    *Sanırım, öleceğim. Yağmuru seviyorum. Yağmurun yüzüme değmesine bayılıyorum. - Katherine Mansfield (Ingiliz yazar, 1923)
    *Herkes ölür ama bana bir ayncalık tanınır sanıyordum. Ne olacak şimdi? - William Saroyan (ABD' li yazar, 1981)
    *Beni bir antika olarak saklamaya çalışıyorsun ama işim bitti, öleceğim. - George Bernard Shaw (Ingiliz yazar, 1950, hemşireye)
    *Allah korusun, Allah kahretsin. - James Thurber (ABD'li ressam ve yazar, 1961)
    *Tamam, Mabel, geliyorum. - Thomas Wolfe (ABD'li yazar, 1938, ölmüş karısına)
    *Sen de mi Brütüs? - Julius Caesar (Roma İmparatoru, M.Ö. 44)
    *Biraz daha ışık!.. (Mehr Licht!) - Goethe (Alman şair ve Oyun yazarı, 1832)
    *At! At! Bir ata krallığımı veririm! - Richard III (İngiliz Kralı, 1485)
    *Bir imparator ayakta ölmeli. - Vespasien (Roma İmparatoru, 79)
    Alıntı..  http://tr.wikiquote.org/wiki/Son_sözler
    August 10

    TeLafisi oLmayan 4 Durum

    Büyük bir hava meydanının bekleme salonunda,
    genç bir bayan uçağına binmek üzere bekliyordu.

    Uçağın hareketine saatler olduğu için, zaman geçirmek için bir kitap ve bir paket küçük kurabiye satın aldı.

    Dinlenmek ve
    kitabını okumak için,
    VIP salonunda bir koltuğa yerleşti.

    Kurabiye paketinin durduğu sehpanın yanındaki koltuğa
    bir adam oturdu. Dergisini açıp okumağa başladı.

    Genç kadın,
    ilk kurabiyesini aldı.
    Adam da bir tane aldı.
    Bayan çok rahatsız hissetti kendisini ve:
    "Sinir bir şey!
    Havamda olsaydım,
    bu cüretinden dolayı
    onu yumruklardım!"
    diye düşündü.

    Bayan bir kurabiye alıyor,
    Adam da bir tane alıyordu.
    Çıldıracak gibiydi bayan.
    Ama olay çıkarmak istemiyordu.

    Nihayet son kurabiye kalınca kadın:
    "Bu küstah adam
    şimdi ne yapacak?"
    diye düşündü.
    Adam son kurabiyeyi aldı;
    onu ikiye böldü ve
    bir parçayı kadına verdi

    Aaaa! Bu kadarı da fazla!
    Çok öfkelenmişti şimdi!
    Kadın sinir içinde kitabını ve diğer şeylerini alıp
    bir fırtına gibi giriş salonuna,
    oradan da uçağın içine yöneldi.
    Uçaktaki koltuğuna oturdu. Gözlüğünü almak için çantasını açtı.
    Ne görsün?
    Kurabiye paketi açılmamış, orada duruyordu.

    Çok utandı.
    Çok büyük bir yanlış yaptığını anladı. Kurabiyelerinin paketini hiç açmadan
    çantasına koyduğunu unutmuştu.
    Oysaki adam,
    kendi kurabiyelerini hiç sinirlenmeden ve
    yüksünmeden kadınla paylaşmıştı
    Kadın ise kurabiyelerinin paylaşıldığını düşünerek
    çok sinirlenmişti.
    Ve şimdi,
    bu durumu telafi şansı yoktu.
    Özür dileme olanağı da kalmamıştı.

    Telafi edemeyeceğiniz dört durum vardır.

    (1)TAŞ... Atıldıktan sonra!

    (2)Söz... Ağızdan çıktıktan sonra!

    (3)Fırsat... Kaçtıktan sonra!

    (4) Zaman... Geçtikten sonra!

    Telafisi mümkün olmayan durumlara dikkat edin lütfen

    ALINIT...

    February 16

    Bülent Somay'la Anlam Arayışları

    Bülent Somay'la Anlam Arayışları
    Oyungezer Online - Cumartesi, 16 Şubat 2008
    February 13

    Küçültme Makinesi

    Profesör ‘Küçültme Makinesi’ üzerindeki tüm kontrolleri bitirmişti.

    Bakışlarını uzay gemisine çevirdi.

    İçine onlarca insan sığacak büyüklükte idi.

    Ama profesöre ait hangarın ancak yarısını dolduruyordu.

    Geri kalan alanda çeşit çeşit aletler çalışıp durmakta idi.

    Bu uzay gemisi uzaya gitmeyecekti.

    Hedef bir kömür parçasının atomlarından birindeki elektron olacaktı.

    Ve bu yolculuğu bilgisayar gerçekleştirecekti.

    Profesör heyecanının en yüksek noktaya çıktığını hissetti.

    Zira gemiye binip yolculuğa çıkacak olanlar kızı ve damadı idi.

    Onlara döndü:

    --‘Yolculuğunuz sadece 10 dakika sürecek.

    Ben yüzlerce deney yaptım. Her deney başarılı oldu.

    Şimdi içeri girebilirsiniz. Herşeyi bilgisayar ayarlayacak.

    Siz sadece gözlemde bulunacaksınız.’

    Genç kız ve kocası gemiye bindiler.

    Profesör ‘Küçültme Makinesi’ ni çalıştırdı.

    Koskoca gemi birkaç dakika içinde bir kibrit kutusu kadar küçüldü.

    Bir kıskaç gemiyi kavrayarak kömür parçasının önüne getirdi.

    Küçültme işlemi devam etti. Bir-iki dakika sonra gemi artık görülmüyordu.

    Profesör bilgisayar ve diğer aletlere bakarak gelişmeleri takip etti.

    Göstergeler küçülme işleminin sürdüğünü gösteriyordu.

    Bir atomaltı parçacığının da çok altına ulaşıncaya dek sürdü.

    Her şey otomatik olarak ayarlanıyordu.

    Nihayet yolculuk başladı.

    Kısa bir zaman sonra geminin elektrona ulaştığını bilgisayar haber verdi.

    Profesör şimdi 10 dakikanın dolmasını beklemeye başlamıştı.

    Sabırsızca hangarın içinde dolaştı. Merak içindeydi.

    Kızı ile damadı kim bilir neler anlatacaktı.

    Atomun elektronuna yapılan ilk yolculuktu bu.

    Ve vakit doldu. Gemi ilk önce ufacık olarak belirdi. Sonra hızla büyüdü.

    Nihayet gerçek boyutuna ulaştı. Kapılar açıldı.

    Dışarıya 20 kişi çıktı. Kadınlı erkekli 20 kişi.

    Ama içlerinde kızı ile damadı yoktu.

    Profesör şaşkınlıkla bakıyordu. Bu 20 kişi nereden çıkmıştı?

    Kızı ile damadı nerede idiler?

    Gemiden çıkanlardan biri coşkulu bir şekilde diğerlerine döndü:

    --‘İşte kutsal kitabımızın doğru söylediğini görüyorsunuz.

    İlk anamız ve ilk babamız haklılarmış. Şimdi asıl yerimizi bulduk.’

    Profesörün şaşkınlığı sürüyordu. Coşkulu adama sordu:

    --‘Siz kimsiniz? Bu gemiye nasıl bindiniz? Nereden geliyorsunuz?’

    Coşkulu adam sakince cevap verdi:

    --‘Bizim gezegenimiz küçük bir dünyadır.

    Biz nesiller boyu hep o kutsal kitabın buyruklarına uyduk.

    Kitapta ilk anamız ve ilk babamızın başka bir dünyadan geldiği yazıyordu.

    Onların geldiği gemiyi olduğu gibi korumamız emredilmişti.

    Bizler nesiller boyu bu görevi sürdürdük. Ve vakit geldi.

    İçimizden 20 kişi ile buraya döndük.

    Verilen diğer buyruğu da şimdi uygulayacağız.

    Kitapta yaşlı bir bilgini bulacağımız yazıyordu.

    Şimdi senin yardımınla diğerlerini de buraya getireceğiz.’

    Profesör olan biteni anlamaya başlamıştı.

    Bir elektron, atomun çevresinde hızla döner. Her bir dönüş bir yıl.

    Bu dünyada geçen 10 dakikada o elektron kim bilir kaç kez dönmüştü?

    Elbette o elektrona göre aradan binlerce yıl geçmişti.

    Kızı ile damadı o elektronun ilk insanları idi.

    Onlardan üreyenler, binlerce yıl boyunca nesiller halinde yaşamış ve çoğalmışlardı.

    January 31

    Dikkat

    “Söylediklerinize dikkat edin düşüncelere dönüşür...
    Düşüncelerinize dikkat edin duygularınıza dönüşür...
    Duygularınıza dikkat edin davranışlarınıza dönüşür...
    Davranışlarınıza dikkat edin alışkanlıklarınıza dönüşür...
    Alışkanlıklarınıza dikkat edin değerlerinize dönüşür...
    Değerlerinize dikkat edin karakterinize dönüşür...
    Karakterinize dikkat edin kaderinize dönüşür...”

    Gandi
    January 22

    Kızılderili atasözü

    - Ağlamaktan korkma. Zihindeki ıstırap veren düşünceler gözyaşı ile temizlenir.
     
    - Arkamdan yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme takipçin olmayabilirim. Yanımda yürü böylece ikimiz de eşit oluruz.
     
    - Bir düşman çok, yüz dost azdır.
     
    - Düşmanımı cesur ve kuvvetli yap. Eğer onu yenersem utanç duymamayım.
     
    - Derinin rengi insanları farklı kılmaz. İyi iyidir, kötü kötüdür. Büyük yaratıcı hepimizi kardeş olarak yaratmıştır.
     
    - Su gibi olmalıyız. Herşeyden aşağıda ama kayadan bile kuvvetli.
     
    - Yeryüzüne iyi muamele et. O babanızın malı değil, onu çocuklarınızdan ödünç aldınız.
     
    - Komşunun hakkında hüküm vermeden önce iki ay onun makosenleriyle yürü.
     
    - Ölüler güç ve bilgilerini beraberinde götürmez, yaşayanlara ilave eder.
     
    - Bir kere 'al şunu' demek, iki kere 'ben vereceğim' demekten iyidir.
     
    - Gözün ile değil yüreğin ile hüküm ver.
     
    - Kehanet, muhtemel bir olayı kesin bir bakış ile görmekten başka bir şey değildir. Hava ya bulutlu olacaktır ya da güneş açacaktır.
     
    - Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz.
     
    - Yanlışı gören ve önlemek için eli uzatmayan, yanlışı yapan kadar suçludur.
     
    - Şeytan hakkında konuşmayın. Gençlerin kalbinde merak uyandırır.
     
    - Senin vicdanını senden başkası temsil edemez.
     
    - İnsanlar tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır. İnsanın gözleri öyle kelimelerle konuşur ki dil onları telaffuz edemez.
     
    - Verdikleri sözün sadece birini tuttu çatal dilli soluk yüzlüler; topraklarınızı  alacağız dediler ve aldılar.
     
    - Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.

    Alıntı

    November 02

    BAŞARISIZ OLDUGUMU HİSSETTİĞİMDE

    Yasam, bana bir şeyler mi anlatmak istiyorsun?
    Çünkü...
    Basarîsizlik ben bir başarısızım demek değildir;
    Henüz başaramadım demektir.
    Basarîsizlik ben hiçbir şey gerçekleştiremedim demek değildir;
    Bir şeyler örgendim demektir.
    Basarîsizlik aptallaştım demek değildir;
    Deneyerek yasamak için gerekli inanca sahibim demektir.
    Basarîsizlik ümitsizliğe kapıldım demek değildir;
    Deneme cesaretini gösterdim demektir.
    Basarîsizlik istediklerime sahip olamayacağım demek değildir;
    Değişik tarzda bir şeyler yapmalıyım demektir.
    Basarîsizlik ben aşağılığım demek değildir;
    Mükemmel değilim demektir.
    Basarîsizlik zamanımı boşa harcadım demek değildir;
    Yeniden başlamak için bir nedenim var demektir.
    Basarîsizlik vazgeçmeliyim demek değildir;
    Daha sıkı çalışmalıyım demektir.
    Basarîsizlik asla başaramayacağım demek değildir;
    Daha sabırlı olmalıyım demektir.
    Basarîsizlik benden ümidini kestin demek değildir;
    Bir bildiğin var demektir.

    John J. Maxwell

     

    9 ihtimal

    Düşündüğünüz,
    Söylemek istediğiniz,
    Söylediğinizi sandığınız,
    Söylediğiniz,
    Karşınızdakinin duymak istediği,
    Duyduğu,
    Anla

    Düşündüğünüz,
    Söylemek istediğiniz,
    Söylediğinizi sandığınız,
    Söylediğiniz,
    Karşınızdakinin duymak istediği,
    Duyduğu,
    Anlamak istediği,
    Anladığını sandığı,
    Anladığı..

    arasında farklar vardır
    Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 ihtimal var.


    Sylviane Herpin

     

    September 17

    Ceylan ve Aslan

    Her sabah bir ceylan uyanır Afrika?da; kafasında tek bir düşünce
    vardır, en
    hızlı kosan aslandan daha hızlı koşabilmek yoksa aslana yem olacaktır.
    Her sabah bir aslan uyanır Afrika?da; kafasında tek bir düşünce vardır,
    en
    yavaş kosan ceylandan daha hızlı koşabilmek yoksa açlıktan ölecektir.
    İster aslan olun, ister ceylan olun hiç önemi yok, yeter ki güneş
    doğduğunda koşuyor olmanız gerektiğini hem de bir önceki günden daha
    hızlı
    koşuyor olmanız gerektiğini bilin. Yaşam adlı koşuyu ne kadar güzel
    anlatmış Afrika atasözü

    Bir önceki günden daha hızlı koşmak gerekmektedir.
    Çünkü eğer aslansanız; ve en yavaş kosan ceylanı bir önceki gün
    yakalamışsanız ve bugün bir ceylan yakalamak niyetindeyseniz artik
    bilmelisiniz ki en yavaş ceylan sizden daha hızlıdır. O halde düne göre
    hızınızı arttırmanız gerekmektedir. Yok eğer ceylansanız, ve henüz
    aslana
    yem olmadıysanız hızınızı düne göre mutlaka arttırmalısınız. Çünkü sıra
    size gelmiş demektir. Yani hayat koşusunda, devam edebilmenin tek
    koşulu var.

    Dünden daha hızlı olabilmek.

    Bakin bakalım simdi kendinize;

     

    ONDAN,ŞUNDAN,BUNDAN DEĞİL,   

     

    DÜNDEN HIZLI MISINIZ?

     
    September 08

    TEPKİSİZLİĞİN SINIRI...

    TEPKİSİZLİĞİN SINIRI…

     

              Ünlü viritöz piyanonun başına oturmuş ve salonu dolduran seyircilerin önünde, konserine başlamıştı. Ancak tuşlara basıp çalıyor görünmesine rağmen, telleri inceden sıkılmış olan piyanodan hiçbir ses çıkmıyordu!

           

             Dinleyiciler, birbirine göz ucuyla bakarak ne yapmaları gerektiğini araştırıyorlar, fakat nedense tepki gösteremiyorlardı.

     

           İki saat süren sessiz konserden sonra, ünlü viritöz oturduğu yerden kalkarak onları selamladı. Salon sürekli alkış sesleriyle çınlıyordu. İngiltere’de yaşanan bu olaydan sonra piyanist, kendisiyle röportaj yapan televizyon spikerine ; ‘’İnsanlardaki tepkisizliğin nereye kadar varacağını öğrenmek istedim,’’diyordu…’’meğer sınırı yokmuş’’

    September 02

    Sözlü sözler

    " Hiç bir zaman çıktığın kapıyı hızlı çarpma, geri dönmek zorunda kalırsın." - Don Herold

     

    " Şerefle bitirilmesi greken en ağır görev hayattır."  - Toegueville

     

    " Sizi övenlerden çok, öğüt verenlere bağlanın" - Boiteau

     

    " Ölümün kapısını herkes yalnız çalar." - S. Logerlöt

     

    " Yiğitlik intikam almakla değil, tahammül göstermektir." - W. Shakespeare

     

    " Beklemeyi bilen insan herşeyi elde edebilir." - Digsraeli

     

    " En büyük düşmanın kendinden başkası değildir." - Longellow

     

    " Elinle ettiğin hayrı, dilinle eyleme zayi." - Hüseyin Çelebi

     

    " İlim gayreti sevinç, mal gayreti hüsrandır." - Hz. Ömer

     

    " Tevbe, günah sabunudur." - Cenap Şahabettin

     

    " Herkese karşı kibar ol, fakat pek az kişiyle samimi ol." - George Washington

     

    " Kibir, alçakların ahlakındandır." - İmam-ı Şafi

     

    " Öfkenin ateşisi önce sahibini yakar." - Sadi

     

    " Kişi bu alçak dünyaya tenezzül etti mi, bala kapılmış sineğe benzer." - Sadi

     

    " Bazı insanlar koca evreni bilirler de kendilerini bilmezler." - Sadi

     

    " İnsanlar köprü kuracakları yerde, duvar ördükleri için yalnız kalırlar." - Newton

     

    " Hiçbir şeye gülmeyenden, birde her şeye gülenden sakın." - Anonim

     

    " Hepimizin bir annesi vardır, o da toprak." - Victor Hugo

     

    " Gençliğini gülmekle geçiren, ihtiyarlığını ağlamakla geçirir." - Ali Fuat Başgil

     

    " Hak bildiğim bir yola yalnız gideceksin." - Tevfik Fikret

     

    " İnandığınız gibi yaşamıyorsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız." - Hz. Ömer

     
    July 04

    Yaşam için öğütler

    Hayata bir de bu pencereden bakin hayatinizin değiştiğini fark edeceksiniz. Okuduklarınız kural değil yasam için öğütlerdir. Size hizmet etmelerine veya sizi terk etmelerine yine siz karar vereceksiniz. Sevgiyle ve hoşça kalın,

    YAŞAM İÇİN ÖĞÜTLER

    1. Büyük aşklar ve büyük kazanımların büyük risk taşıdığını hesaba katin.

    2. Kaybettiğinizde, aldığınız dersi de kaybetmeyin.

    3. Üç 'S'yi hep uygulayın: Saygı, kendiniz için; Saygı, başkaları için ve Sorumluluk; tüm davranışlarınız için,

    4. İstediğinizi alamamanızın bazen ne kadar büyük bir şans olduğunu hatırlayın.

    5. Kuralları iyi öğrenin ki, onları düzgün şekilde ihlal etmeyi bilesiniz.

    6. Küçük bir aksaklığın, büyük bir arkadaşlığı yaralamasına izin vermeyin.

    7. Hata yaptığınızı anladığınız zaman, düzeltmek için derhal gerekli adımları atin.

    8. Biraz yalnız zaman harcayın.

    9. Kollarınızı değişime açın, ama değerlerinizin kaybolup gitmesine izin vermeyin.

    10.Sessizliğin bazen en iyi yanıt olduğunu hatırlayın.

    11.İyi ve şerefli bir hayat yaşayın. Yaşlandığınızda ve dönüp geçmişinize baktığınızda, ikinci kez keyif alin.

    12.Sevgi dolu bir ev, hayatinizin temelidir. Sakin, düzenli bir ev yaratmak için elinizden gelen her şeyi yapın.

    13.Sevdiklerinizle anlaşmazlığa düştüğünüzde, sadece mevcut durumla ilgilenin. Geçmişi getirmeyin.

    14.Bilginizi paylasın. Bu ölümsüzlüğe giden yoldur.

    15.Dünyaya karşı nazik olun.

    16.Yılda bir kez, daha önce hiç gitmediğiniz bir yere gidin.

    17.En iyi ilişkinin, birbirinize karşı duyduğunuz aşkın, birbirinize olan ihtiyacı aştığı zaman olduğunu unutmayın.

    18.Basarînizi, ona ulaşmak için nelerden vazgeçtiğinizle yargılayın.

     19.Aşka ve yemek pişirmeye, sonuçlarını hiç düşünmeden girişin.

    July 03

    Matematik

    Bati ülkelerinden birinde, matematikten sürekli zayıf notlar alan
    çocuğu, ailesi bir faydası olur
    düşüncesiyle Katolik okuluna gönderir. Bakarlar ki çocuk hep tam not
    almakta...
    Sebebini çok merak edip sene sonunda çocuğa
    sorarlar:
    "Ne değişti?"
     
    Çocuk cevap verir:
     
    "Okulun ilk gününde artı işaretine çivilenmiş
    adamı görünce durumun ciddiyetini anladım.

    June 13

    Bundan 20 yıl sonra

    Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin.

    Dolayısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet.

    Düşün, onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi Mercedes otomobil alırdı.

    Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir. Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur.

    Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap.

    Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur.

    Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini  söyle.

    Dalın ucuna gitmekten korkma. Meyve oradadır.

    Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir.

    Şans bukalemun gibidir. Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir.

    "Tarihte en etkili 100 kişi" adlı kitabı okudum. Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm.

    Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün hırladığın içindir.

    Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin. Şimdi başla! Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla.

    Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim.

    Kimi zaman içindeki o sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven.

    Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu. Herhalde bunu ona hiç kimse söylemedi ki, uçuyor.

    Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar.

    Öteki insanlardan daha akıllı ol. Yalnız bunu onlara söyleme!

    Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir.

    İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder.

    İnsanin tüm evrende kesin olarak düzeltebileceği tek bir şey vardır: Kendisi.

    Aldous Huxley

     

    March 23

    Larry_Ellison_nun_Konuşması

      

       Amerikan  üniversitelerinin çok sevdiğim bir adeti var. Her yıl, her  üniversite kendi alanında çok sivrilmiş ama mutlaka akademik  hayattan gelmesi de gerekmeyen bir önemli ismi mezuniyet konuşması  yapmak, yeni mezunlara çeşitli öğütler vermek üzere davet  ediyor.

       Aşağıda bu yıl, ünlü Yale Üniversitesi'nde yapılan  mezuniyet töreninde konuşmak üzere davet edilen Oracle bilgisayar  şirketinin kurucusu ve genel müdürü Larry Ellison'un şaşırtıcı,  hatta şok edici konuşması var.

      

       "Yale Üniversitesi mezunları, daha  önce böyle bir giriş görmediğiniz için özür dilerim ama benim için  bir şey yapmanızı istiyorum. Lütfen, etrafınıza iyi bir bakın.  Solunuzdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın. Sonra sağınızdaki sınıf  arkadaşınıza bir bakın.

    Ve şimdi şunu aklınıza koyun:

       Bundan  beş yıl sonra, on yıl sonra, hatta otuz yıl sonra, solunuzdaki kişi  hiçbir şeyi başaramamış olacak. Sağınızdaki kişi de aslında hiçbir  şey başaramamış olacak.

    Ve siz, ortadaki? Ne bekliyorsunuz? Siz  de başaramayacaksınız. Başaramayacaksınız.

    Aslında bugün şöyle  bir etrafıma baktığımda parlak gelecek için yüzlerce umut ışığı  göremiyorum. Yüzlerce değişik endüstride liderliği ele alacak  kişiler de göremiyorum. Görebildiğim tek şey, geleceği  başarısızlıktan başka bir şey olmayacak yüzlerce insan. O  kadar.

       Sinirlendiniz. Bu anlaşılabilir bir şey.

       Ben, Lawrence  'Larry' Ellison üniversite terk, kim oluyorum ve bu yetkiyi nerden  alıyorum ki, ülkenin en prestijli yükseköğrenim kurumunun bu yılki  mezunlarına böyle şeyler söyleyebiliyorum?

       Bu yetkiyi nereden  aldığımı söyleyeyim:

    Çünkü ben, Lawrence 'Larry' Ellison,  üniversite terk ve dünyanın en zengin ikinci adamıyım. Siz  değilsiniz.

       Çünkü Bill Gates, o da üniversite terk ve dünyanın  -şimdilik- en zengin adamı.

    Siz değilsiniz.

       Çünkü Paul Allen,  o da üniversite terk ve dünyanın en zengin üçüncü adamı.

    Siz  değilsiniz.

       Başka örnekler de var. Mesela Michael Dell, o listede  9 numara ve yukarı doğru hızla tırmanıyor, o da üniversite terk. Ve  siz o listede hâlâ yoksunuz.

    Hımmm... Şimdi çok kızdınız. Bu da  anlaşılabilir.

    O halde biraz da egolarınızı okşamama izin  verin.

       Pek çoğunuz burada dört ya da beş yıl eğitim gördünüz.  Önünüzdeki yıllar için epey iyi bir eğitim aldınız, bilmeniz gereken  pek çok şeyi öğrendiniz. İyi çalışma alışkanlıkları edindiniz.  Burada size o önünüzdeki yıllar boyunca yardımcı olacak bir sürü  insan tanıdınız, onlarla bağlantı kurdunuz. Ve hayat boyunca  yanınızdan ayrılmayacak bir kelimeyle güçlü bir ilişkiniz oldu  burada: Terapi.

    Bunların hepsi güzel şeyler.

       Ama gerçekte, o  kurduğunuz arkadaşlık bağlantılarına fena halde ihtiyacınız olacak.  O çalışma alışkanlığına ve 'terapi'ye de ihtiyaç duyacaksınız hayat  boyu.

    İhtiyacınız olacak, çünkü üniversiteyi terk etmediniz.  Dolayısıyla asla dünyanın en zengin insanları arasına  katılamayacaksınız. Elbette, belki de listeye 10 ya da 11. sıradan,  Microsoft yöneticisi  Steve Ballmer gibi, girebilirsiniz. Ama herhalde onun kimin için  çalıştığını söylememe gerek yok, değil mi? Sadece kayda geçsin diye  söylüyorum, o da zaten master sınıfından terk. Biraz geç kalmış  anlayacağınız.

       Son olarak, herhalde bazılarınız ya da umarım bu  konuşmadan sonra çoğunuz kendi kendinize soruyorsunuz:  'Yapabileceğim bir şey var mı? Bir umudum var mı?'

    Maalesef  hayır. Çok geç kaldınız. İçinize çok şey dolduruldu, siz onlara  bakıp çok şey bildiğinizi sanıyorsunuz. Artık 19 yaşında  değilsiniz.

       Eveeet, şimdi gerçekten çok kızdınız. Bu  anlaşılabilir bir şey. Belki de şu an, size bir umut ışığı vermenin,  bir çıkış yolu göstermenin tam zamanıdır.

       Hayır, 2000 mezunları  size değil. Siz kaybettiniz. Sizi, yılda 200 bin dolarlık komik maaş  çeklerinizle baş başa bırakıyorum. Üstelik o maaş çekinin üstünde  sizden birkaç yıl önce okulu terk etmiş birinin imzası olacağını  söyleyerek.

    Öğütlerim size değil daha alt sınıfta  okuyanlara.

       Size söylüyorum: Hemen ayrılın. Daha güçlü  söyleyemem: Ayrılın. Hemen toplayın eşyalarınızı ve fikirlerinizi ve  bir daha geri dönmeyin. Terk edin. Her şeye yeniden  başlayın.

    Size söyleyebileceğim tek şey, o başınızdaki kepler ve  kıyafetin sizi aynen şu güvenlik görevlilerinin beni kürsüden aşağı  çektiği gibi aşağı çektiği..."

     

    February 13

    Arkadaslık

    Çölde yolculuk eden iki arkadaş hakkında bir hikâye anlatılır. Yolculuğun bir aşamasında iki arkadaş tartışırlar biri ötekine bir tokat atar. Tokati yiyenin cani çok yanar ama tek kelime etmez ve kumun üzerine su sözleri yazar:
    ’BUGÜN EN IYI ARKADASIM BANA BIR TOKAT ATTI.’
    Yikanabilecekleri bir vahaya rastlayana dek yürümeyi sürdürürler. Tokadi yiyen yikanirken bataga saplanir bogulmak üzereyken arkadasi tarafindan kurtarilir. Tam selamete çiktiktan sonra bir kaya parçasi üzerine su sözleri kazir:
    ’BUGÜN EN IYI ARKADASIM BENIM HAYATIMI KURTARDI.’
    Tokadi vuran ve sonra en iyi arkadasinin hayatini kurtaran kisi ona söyle der, ‘Senin canini yaktigimda bunu kum üzerine yazdin ama simdi kayaya kaziyorsun, neden?’ Öbür arkadas ona söyle cevap verir.Biri bizi incittiginde bunu kum üzerine yazmaliyiz ki bagislama rüzgari estiginde onu silebilsin. Ama biri bize iyi bir sey yaparsa onu kayaya kazimali ki
    onu hiçbir rüzgar yok etmesin.

    ´İNCINMELERINIZI KUMA, GÖRDÜGÜNÜZ İYİLİKLERİ KAYALARA KAZIMAYI ÖGRENIN.'


    **Alıntıdır**